Behçet bitkisel tedavisi

Behçet hastalığı bitkisel tedavisi

 

Bu nasıl yapılır?
Burada öncelik Behçet hastalığı hangi nedenleri ile oldu ise ona göre davranılmalıdır.
Ağızda yara var ise bu giderilir.
Yemek yeme sorunu olduğu için öncelikli konu budur.
Genital bölgelerde yara var ise bu tedavi edilir.
El ve ayaklarda oluşan ödemler giderilir.
Gözlere sıçramaması için kılcal damarların açılması sağlanır.
Üveit eğer oluştu ise bu seferde ilk hedef durdurmaktır.

Behçet hastalığa belirtileri nelerdir?
Ağız yaraları
Aftlar
Cinsel bölgedeki yaralar
Ciltte yaşanan bazı renk değişiklikleri
Eklem bölgelerinde ağrı
Sancı ve uyuşukluklar
Halsizlik
Ayaklarda ödem
Mide rahatsızlıkları
İshal
Üveit
Gözlerde ataklar ve görme kaybı.

Behçet hastalığı alternatif tedavi yöntemleri
Kortizon tedavisi
Ozon tedavisi
Hiperbarik oksijen tedavisi
Bitkisel tedavi

Behçet hastalığı nedir?
İlk olarak 1937 tarihinde PROF.DR. HULİSİ BEHÇET tarafından tanımlanmıştır.
En önemli özelliği ağızdaki aft denen yaralar.
Ağız yaraları
Cinsel bölgede oluşan yaralar
Cilt koltuk altı ve kasıklardaki yaralar
Behçet hastalığı bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve sebebi bilinmeyen, fakat virüslerin de etkin olduğu bir hastalıktır. Behçet hastalığını ilk olarak PROF.DR. HULİSİ BEHÇET bulmuştur.
Hastalık onun adıyla anılmıştır.
Bağışıklık sisteminin yetersiz kalması ile kronikleşen ve son anlarına doğru ÜVEİT ve bazen de ölümle sonuçlanan bir hastalıktır.
Behçet hastalığı spesifik tanı koydurucu laboratuvar bulgusu olmayan kompleks – multi sistemik bir hastalıktır.
En yaygın bulgusu aftözstomatit (%100),
Genitalülserasyon (%75),
Uveit (%60-80),
Sinovit (%50),
Deri lezyonları (%56),
SSS tutulumu (%10-30),
Damar tutulumu (%10-37) dur.

YENİ TANIMLANAN TANI KRİTERLERİ:
Oral aft ve şunlardan ikisinin bulunmasıdır:
1.Genital ülserasyon,
2.Göz lezyonu,
3.Paterji testinin pozitif olması,
4.Cilt bulguları ( eritemanodosum, pseudopannükülit, papülopüstüler veya akneiformnodüller).
BH’ınvasküler tutulumu vaskülitdir. Venöz veya arterieltromboz ve etkilenen damarlarda anevrizma oluşumuna eğilim vardır.
Budd-Chiarisendromu sonucu yaşamı tehdit eden hepatik nekroz, inferior vena kava ve superior vena kavadatromboz, yüzeyel ve derin venözokluzyon tanımlanmıştır.
Pulmonervasküler tutulum özellikle sorun yaratır.
Pulmoner semptomlar ortalama olarak hastalık başlangıcından 3.6 yıl sonra görülür. Hastaların 1/3’ü şiddetli pulmoner kanamadan ölür.
Antikardiolipin antikorlar (AKA) antifosfolipid antikorları göstermede en duyarlı testdir.
İmmünoglobulin G, M ve A olmak üzere üç subtipi vardır.
AKA’ların bugün 1.hem arteryel hem de venöz sistemde tromboz ve tromboembolizm, 2.tekrarlayan fetal kayıp 3.trombositopeni ile ilgisini gösteren sayısız çalışma vardır.
Başlangıçta primer olarak AKA-IgG’nintromboz ile ilgisi olduğu sanılırken bugün hem M hem de A izotipinintromboz ile birlikte olduğu bilinmektedir.
Tromboz hem arteryel sistemde hem de venöz sistemde, her çapta damarda gelişebilir.
Venöz sistemde en fazla alt ekstremitelerin derin ve yüzeyelvenlerinde görülür.
Bundan başka aksiller, renal, hepatikvenlerde ve inferior vena kavada yerleşir.
Çalışmamızda BH’da AKA-IgG ve AKA-IgM sıklığı ve bu antikorlar ile özellikle vasküler bulgular arasında ilgi olup olmadığı araştırılmıştır.

GENEL BİLGİLENDİRME BİLİMSEL YAZILAR
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ
Sayfa: 224-229, Cilt: 20, Sayı: 4, 1995
Behçet hastalığında antikardiolipin antikor sıklığı
Dr.Süleyman ÖZBEK, Dr.Eren ERKEN, Uz.Bio.Ramazan GÜNEŞAÇAR
Ç.Ü.Tıp Fakültesi İç Hastalıkları İmmünoloji-Romatoloji Bilim Dalı, Balcalı-ADANA
ÖZET:Antikardiolipin antikor (AKA) sıklığı klinik olarak aktif dönemdeki 36 Behçet hastası (BH) ve 33 sağlıklı bireyde araştırıldı.
Bu çalışmada AKA’ların hem immünoglobulin G (AKA-IgG) hemdeimmünoglobulin M (AKA-IgM) tipi ELISA yöntemi ile çalışıldı.
AKA-IgG hasta grubunda 2 (%5.55), kontrol grubunda 1 (%3.03) örnekte pozitif idi. AKA-IgM hasta grubunda 1 (%2.77), kontrol grubunda 2 (%6.06) pozitif bulundu.
Her iki grupta AKA-IgG ve AKA-IgM değerleri arasında fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.5 ve p>0.5).
AKA’lar SLE gibi bazı vaskülitik hastalarda yüksek düzeyde bulunmasına ve BH’ındavaskülertrombüs yaygın görülmesine rağmen bizim bulgularımız AKA’ların BH patogenezinde önemli olmadığını göstermektedir.

MATERYAL VE METOD
Bu çalışmada 36 BH ve 33 sağlıklı birey çalışıldı. Hasta grubunda 20 erkek, 16 kadın (yaş ortalaması 34.8 yıl), kontrol grubunda 24 erkek, 9 kadın (yaş ortalaması 34.5 yıl) bulunuyordu.
Behçet hastalarının hepsi aktif dönemdeydi.
Hastaların 36 sında oral aft (%100),
31’inde genitalülserasyon (%86.11),
15’inde uveit (%41.66),
1’inde vena kava superiorsendromu (%2.77),
1’inde nörobehçet (%2.77),
5’inde eritemanodosum (%13.88),
6’sında tromboflebit (%16.66) gibi damar tutulumu (%36.08) bulguları vardı.
Hastalara ait klinik ve laboratuvar bilgileri tablo-I’de görülmektedir. Toplanan serum örnekleri ölçümler yapılan güne kadar dondurularak saklandı.
AKA’ların hem G hem de M subtipi ELISA yöntemi ile ölçüldü.
Metod: Hasta ve kontrol serumları assaydilüent ile (1/100 10 mikroL serum+990 mikroLassaydilüent) karıştırılıp vortexlenir.
Mikro-ELISA plağının gözlerine 100 mikroL standart veya dilüe serum konulur. 30 dakika oda ısısında inkübe edildikten sonra 3 kez yıkama yapılıp kurutma kağıdı ile fazla sıvı uzaklaştırılır.
Her göze 100 mikroLkonjugat (anti-IgG HRP) konur. 30 dakika oda ısısında bekletilir. Her göze 100 mikroLsubstrat solüsyonu (15 ml %6 hidrojen peroksit içeren sıvı içinde 5 tablet O-phenylendiamin-HCl eritilerek hazırlandı) konur.
Oda ısısında ve karanlık bir ortamda 10 dakika inkübe edilir. Yine her göze 50 mikroL 4M sülfirik asit eklenerek reaksiyon durdurulur ve 492 nm’deabsorbans okunur.
Kitteki standartların konsantrasyonlarına karşı okunan absorbans değerleri kullanılarak çizilen standart grafikten örneklerin AKA değerleri Ü/ml biriminden hesaplanır.
Kontrol grubunun ortalama değerine standart sapmanın iki katı (2 SD) eklenerek elde edilen cutoff değerine göre hastalarda pozitiflik belirlendi.
SONUÇLAR
Hasta grubundaki 36 hastanın 3’ünde AKA pozitif bulunmuştur. Bu hastaların ikisinde IgG, birinde IgM pozitif idi.
Kontrol grubunda ise 33 sağlıklı bireyin 3’ünde AKA pozitif bulunmuştur. Ortalama AKA-IgG düzeyi hasta grubunda 5.981±3.24 U/ml (pozitiflik %5.55;2/36), kontrol grubunda 4.955±1.28 U/ml (pozitiflik %3.03; 1/33) idi.
AKA-IgM düzeyi hasta grubunda 7.656± 4.71 U/ml (pozitiflik %2.77; 1/36) ve kontrol grubunda 7.136±2.503 U/ml (pozitiflik %6.06;2/33) bulundu.
AKA-IgG ile AKA-IgM değerlerinde iki grup arasında fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.5 ve p>0.5).

 

Behçet hastalığı bitkisel tedavisi ile ilgili gelen bazı hasta başvuruları
Behçet hastalığı bitkilerle tedavisi
Behçet hastalığı bitkisel tedavisi
Behçet hastalığı tedavisi bitkisel
Behçet bitkisel tedavisi
Behçet bitkilerle tedavisi
Behçet hastalığı tedavisi
Behçet tedavisi