Biz Kimiz

Öncelikle anlaşılması gereken bir durum var bu dikkatlice bilinmesi gerekir.
Biz tıp doktoru değiliz.
Hastalar muayene edilmez bu iş Tıp Doktorlarının işidir.
Bizim tarafımızdan Hastaya teşhis konulmaz
Hastalık teşhisi koymak Tıp Doktorlarının işidir.
Tahlil ve Radyolojik bulgular burada yapılmaz
İşinin Uzmanı Doktor ve ekipleri tarafından yapılır.
Biz ancak,
Uzman Doktor tarafından,
Muayenesi yapılmış
Teşhisi konulmuş
Raporları incelenmiş ve tam olan
Hastalara sadece Bitkisel Ürün tavsiye edilir.
YUKARIDA YAZDIKLARIMIZ DİKKATE ALINMALIDIR.

ARAŞTIRMACI LOKMAN DAĞISTANLI RECEP
20 yıldır süren araştırma ve çalışmaların ardından, 7 yılı aşkın süredir çaresiz denen hastalıklarla, hasta ve hasta yakınlarıyla beraber mücadele eden ve Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep ekibi, sizi de bitkilerin gücüyle tanışmaya davet ediyor.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, kendisine başvuran her hastanın bitkisel ürünlerden bir fayda elde edemeyeceğini açıkça söyler.
Kısacası; Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep neyin cevap verip vermeyeceğini elinden geldiği hastaya bildirir. hastayı kandırmaz.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, standart, hazır kürler kullanmaz. Kendisine gelen her başvuruyu titizlikle inceleyerek; hastaya en iyi sonucu vereceğine inandığı kürü, kişiye özel olarak hazırlar.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, kendisine müracaat eden her hasta ile tek tek, başladığı andan bittiği ana kadar bizzat ilgilenir. Kürü verdikten sonra hasta ve yakınlarını yalnız bırakmaz.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, hastanın hastalık sürecinde sunduğu manevi destek ile birlikte gönderdiği ek kürler için hasta ve hasta yakınlarına ek maddi sorumluluklar yüklemez.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, Toplanma aşamasından kurutulma aşamasına, hasta için özel hazırlanma aşamasından gönderimine kadar tüm aşamalarda bulunur.
Her aşamayı bizzat kontrol eder ve yönetir.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, sırtını 20 yılı aşkın süredir kendi yürüttüğü araştırma ve çalışmalara dayanmaktadır. Hazır ve temin edilmiş bilgilere değer vermez. Araştırmaları ve çalışmaları sonucunda bizzat elde ettiği bilgilere güvenir.
Araştırmacı Lokman Dağıstanlı Recep, çaresiz hastalık kavramının bir kandırmaca olduğuna, her derdin mutlaka bir devası olduğuna, sadece biraz inanç ve çaba ile yenilemeyecek bir hastalığın olmadığına inanır.
Yeter ki siz de inanın…
AMACI ÇÖZÜM OLAN TÜM BİLİM ADAMLARI VE KURULUŞLARA
AÇIK ÇAĞRI:
1-Üniversitelerde hep beraber araştırmalarımızı birleştirelim.
2-Gelin, bilim adamları hastaneler ile ortak tedavi yapalım; vatandaşın cebinden para çıkmasın.
3- Sizler önde olun biz sadece labaratuvarda çalışarak beraber çözüm üretelim.
4- İŞTE SİZE AÇIK TEKLİF; GELİN BERABER ÜLKE İÇİN
ÇALIŞALIM.
Merhabalar,
Üniversiteler, sağlık kuruluşları ve devletin diğer birimleri ve bitkisel tedavi yapan şifalı bitkiler uzmanları; gelin, hep beraber ortak çalışma yapalım. ortak laboratuvar çalışmaları yapalım.
Hep beraber elele milletimizi en iyi refah seviyesine çıkarmak bizim elimizde, her şartta beraber ortak çalışmaya hazırım. Ben ve ekibimin her zaman düstur olarak kabul ettiği kurallar şunlardır
1) Modern tıp olmadan hiçbir ilerleme sağlanamaz.
2) Modern tıbbın parçası olan biyokimya, mikrobiyoloji, hematoloji, patoloji, radyoloji olmadan düzgün bir teşhis koymak çok zordur.
3) Konunun UZMAN DOKTORU olmadan teşhis konulamaz.
4) Teşhis konulmadan hasta tedavi edilemez.
5) Modern tıp ve çok değerli bazı ilaç fabrikalarının değerli GENETİK MÜHENDİSLERİ, FARMAKOLOGLARI, ECZACILARI,LABORATUVAR UZMANLARI ve PERSONELİ olmadan bazı çok değerli ilaçların yapılması imkansız. Bu çalışmaları da göz ardı etmek bu kadar çalışan ve emeği geçmiş değerli çalışanlara saygısızlıktır.
6) Modern tıbbın da ana ham maddelerinin bitki özleri, eterik yağları, bitki yağları, zehirler ve kimyasal maddeler olduğu unutulmamalıdır.
Modern tıp ve bitkisel tedavi birbirinden ayrılamaz; birbirini tamamlar.
BİZ BUNUN YANINDAYIZ. Elimizde un var, şeker var, yağ var ama helva yok… Helvayı dışardan alıyoruz. Ana hammaddeler Türkiye’de üretiliyor, yurtdışına gönderiliyor, ilaç olarak Türkiye’ye geliyor.
Örneğin;
Deve dikeni tohumu, karaciğer hastalıkları tedavisinde Türkiye’den gider, Türkiye’ye ilaç olarak gelir.
Bu Allah (c.c.)’tan reva mıdır?
GELİN BİRLEŞELİM! HALKIMIZ DEVLETİMİZ VE BÜTÜN
İNSANLIK İÇİN… ÜLKE EKONOMİSİNE BÜYÜK DESTEK
SAĞLAYACAĞIMDAN EMİNİM VE BEN HAZIRIM, BEKLİYORUM.

TIBBİ SORUMLULUK REDDİ
Bu site bir bilgilendirme sitesidir.
Burada yayınlanan yazıların tümü ziyaretcilerin bu güne kadar bilgilerimizi paylaşmak amacı ile düzenlenmiştir.
Burada tıbbi teşhis ve reçete önerilmez.
Buradaki bilgilerin kullanımı için tıbbi uzmanınızın tavsiyelerine uyunuz.
Burada doktor muayenesi yapılmamaktadır
Doktorunuzun teşhisi ve almış olduğu kararlar burda sorgulanamaz.
Buradaki bilgiler kesinlikle hasta teşhis ve tanısında kullanılamaz.
Doktorunuzun tavsiyelerine kesinlikle uyunuz
Bu maddede yazılanlar hekim uyarısı ya da önerisi değildir.
Alternatif uygulamalarınız doktorlarınız gözeteminde yapılmalıdır
Bu konu dikkate alınması gereken en önemli konudur.
Siteye giren tekil yada çoğul kullanıcılar siteye girmekle bu şartları kabul etmiş ve konuyu anlamış sayılırsınız.
Site içeriği ile ilgili bilgiler tedavi amacı ile kullanımdan doğacak sorumluluk siteye giren ziyaretciye ya da kullanıcaya aittir.
Bu siteye giren kişiler bunu kabul etmiş sayılır.
Hiç bir şekilde sorumluluk kabul edilmez.
Bu sitenin maksadı ve amacı yukarda yazılmıştır.
AMAÇ : TİCARİ DEĞİLDİR.
KAYNAKÇA
www.newscientist.com
www.newscientist.com/search?doSearch=true&query=cancer
www.sciencedaily.com/news/health_medicine/cancer/
www.newscientist.com/topic/cancer
www.medicalnewstoday.com/info/cancer-oncology/
tr.wikipedia.org/wiki/Kanser
www.netdoctor.co.uk/cancer/index.shtml
www.cancer.gov/
www.cancer.gov/cancertopics
www.cancer.org/Cancer/index
www.cancercare.org/
www.cancer.ca/Ontario.aspx?sc_lang=fr-CA

ARAŞTIRMACI LOKMAN DAĞISTANLI RECEP GEÇMİŞİ HAKKINDA
ATA ÖZGEÇMİŞ:
Dağıstan’da çıkan savaşta ŞEYH ŞAMİL yada İMAM ŞAMİL savaş yıllarında naiplere bir şey olmasın diye eserati kabul etmiştir. Burda amacı zaten az sayıda kalan naiplere bir şey olmasını istememiştir ve eserati kabul etmiştir. Burada bir gerçek anlaşılması gereki, Oda şudur. Kendi halkı için kendini esarete bile kabule edicek kadar halkını ve dinine aşık birisidir. Esir düştükten sonra, Ordaki büyüklerimiz Şeyh Şerafettin öncülüğünde bir kısım Dağıstanlı Yalova bölgesine gelir.Bir kısmıda Türkiyenin bir çok bölgelerine dağılırlar. Şöyle baktığımızda çileli bir yolculuk ve sonuçta savaş içinde savaş yaşayan bir millet.

Annemin Babası ve Geçmişi:
Belday Memed’in oğlu, Annemin Zula Memed lakaplı babası, 9 yaşında iken babaannesiyle birlikte Yalova’ya gelir. Yalova tarih kitaplarında da Kuvay-i Milli ve Yalova Esadiye Köyü kurtarıcıları arasında adı geçer.

Babamın Babası ve Geçmişi:
Akka Hacı ve kardeşleri Dağıstan’daki kurtuluş mücadelesinde şehit düşer. Oğullarından sadece Aşurlav savaş bittikten sonra Anadolu’ya gelir. Aşurlav’ın 4 oğlu olur. Kurtuluş Savaşı’nda 4 oğlu da savaşa gider.
Annemin Zula Memed lakaplı babası Kurtuluş Savaşı’nda Ahmet Aşurlav’ın kardeşi Hacı Emmi ile tanışır ve savaş bittikten sonra da arkadaşlıkları devam eder.
Anne tarafım Zula Memed, Yalova Merkez, Esadiye Köyü’ne dayanır. Baba tarafım Aşurlav Ahmet, Sivas Yıldızeli, Fındıcak Köyü’ne dayanır.

Şeyh ŞAMİL
LOKMAN HEKİM AŞURLAV AHMET:
LOKMAN AHMET AŞURLAV, LOKMAN hekimliği bugüne kadar miras olarak bırakma gücünü gösterebilmiştir.
Babadan öğrendiklerini, tüm hünerini savaşta ve savaş sonrasında döndüğü köyünde gösterir.
Köye dışarıdan gelen misafirlere, hastalara, yolculara evini açar.
O zaman içinde çevreden hasta olan herkes LOKMAN Ahmet Aşurlav’a gelerek şifa, deva aramış;
O zamanlar İNCE HASTALIK-VEREM-KARINDA SU-ZAYIF VÜCUT BAŞ AĞRILARI –MİDE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARI na kadar olan hastalıklara bildiği kadar deva olmuştur.
Geçmişte ince hastalık verem ölümleri çokdu. Bu hastalıkları köyünde tedavi edermiş. Şimdi hastalık adları değişti yada türleri değişti.

AKCİĞER KANSERİ- BRONŞEKTAZİ- ASTIM BRONŞİT –FARANJİT vs gelecekte adı yeni belilenecek hangi hastalık olur ise
Geçmişde gene karında su var denilirdi. Bunu karındaki suyu kullandığı bitkiler ile boşaltmıştır böbrekleri çalıştırarak.
Günümüzde KARACİĞER KANSERİ ve SİROZ HEPATİT B-C ye bağlı SİROZ hastalığı tedavisi yapmıştır aslında
Zayıf gelişim bozukluğu olan çocuklara özel kremler hazırlayıp toplanmasını sağlamıştır
Günümüzde KEMİK ERİMESİ-GELİŞİM BOZUKLUKLARI-KAS ERİMESİ gibi hastalıkları tedavi etmiştir.
Şimdi baş ağrılarının nedenleri arasında bir çok neden bulunmakta
Günümüzde BEYİN TÜMÖRlerinin neden olduğu başa ağrıları. MİGREN krizlerinin neden olan etkenler gibi
LOKMAN AHMET AŞURLAV’da elinden geldiği, dilinin döndüğü kadar şifa deva dağıtmaya çalışmıştır.
O zamanlar bitkiler öz, sade ve saftı.
Tedaviler bugüne göre çok daha zordu veya hiç yoktu.
Şimdi de sınırsız teknoloji var ancak; teknolojiye ayak uydurup gelişen hastalıklar da var.
Aşurlav, aş veren anlamındadır.
Dağıstan’da aş evleri kurarak bulunduğu bölgedeki insanlara o günün örf ve adetlerine uygun şekilde, sadece Allah rızası için yardım edenlere Aşurlav denir.
Bu gelenek Sivas’ta da bozulmayarak ta ki ailelerin ekonomik güçleri zayıflayana kadar böyle devam etmiştir.
Aşurlav’ın 3 oğlu da babalarının geleneğinden taviz vermeyerek hayatlarının son günlerine kadar aynı töre, aynı ahlakla devam etmişlerdir. Ne zaman ki çocuklar dışarı açılmaya ve aileler ekonomik sebeplerle dağılmaya başlar, bu özellikler de yavaş yavaş olur.
Ne kadar eli açık olsanız da insanlara ve ülkenize faydalı olmak için güçlü olmalısınız.

ARAŞTIRMACI LOKMAN DAĞISTANLI RECEP
O dedenin torunu olarak ona ve onun verdiklerine layık olmak bu yola baş koyduk. İnşallah ALLAH ( C.C.) yolumuzdan ayırmaz ve hayatımın son gününe kadar ülkeme ve insanlığa hizmet etmek bana nasip eder.
Küçüklüğüm 4 dağın arasında kalan bir vadide, çobanlık yaparak geçti. Dağda iken inek, koyun, keçi, at, köpek, kedi, kirpi, tilki, çakal, ayı, yılan, kaplumbağa, kırlangıç ve buna benzer hayvanları takip etme şansım oldu.
Hastalandıklarında ne yer, ne içer, hiç düşündünüz mü?
Annemin halası, Zula Memed’in kardeşi, tarlaya gittiğimizde, çay yerine sürekli dağlardaki bir çok bitkiden kendi demlediği çayları içerdik.
Cah adını verdiğimiz hal-i hazırda annemin de topladığı bitkilerle yemekler yapılırdı.
Hinkal ve suruçet adını verdiğimiz yemeklerde bol bol kullanılırdı.
Ayrıca babam da özellikle akciğer ve karaciğer hastalıkları hakkında bana çok değerli bilgiler bırakmıştır.
Köyde iken çok değerli insan, rahmetli Prof.Dr. İzzet Kandemir’den çok önemli bazı bilgiler ve tüyolar alma şansım oldu. O zamanlar 17 yaşındaydım.
Benim hem okul yıllarımda hem de günümüzde bu ilme gönül vermemin en önemli sebebi, DEDEM LOKMAN HEKİM AŞURLAV AHMET ve PROF. DR İZZET KANDEMİR’dir.
Onlardan aldığım bilgiler çok iyiydi ama hastalıklar çok hızlı değişken gösteriyordu.
Daha ileriye gidebilmek için, aldığım bilgiler dahada geliştirmem gerekiyordu.
Bu işin merkezine inmem, daha fazla bilgiye ulaşmam gerekiyordu.
Hadisler bazı şeyleri anlatıyordu ama doldurulması gereken boşluklar vardı. Bu boşlukları çok değerli alimler ve çalışma arkadaşlarım ile Kuran-ı Kerim’den doldurduk.
Sonunu görüp göremeyeceğimizi bilmeden başladığımız bu yola çıktık. Bu yolda çok sıkıntılı zamanlarımız da oldu, çok mutlu anlarımız da… 2005 yılında bu işi çok daha ciddiye almam gerektiğine karar verdim ve şimdi tüm ekibimle insanlığa, sizlere faydalı olabilmek için çalışıyoruz, çalışacağız.
Saygılarımızla.